Mutaffifîn Suresi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Yükleniyor...
Sesli Dinle
Mishary Rashid AlafasyTam Sure
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
وَیۡلࣱ لِّلۡمُطَفِّفِینَ
Veylun lil mutaffifin.
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
ٱلَّذِینَ إِذَا ٱكۡتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ یَسۡتَوۡفُونَ
Ellezine izektalu alen nasi yestevfun.
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ یُخۡسِرُونَ
Ve iza kaluhum ev vezenuhum yuhsirun.
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
أَلَا یَظُنُّ أُو۟لَـٰۤىِٕكَ أَنَّهُم مَّبۡعُوثُونَ
Ela yezunnu ulaike ennehum meb'usun.
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
لِیَوۡمٍ عَظِیمࣲ
Li yevmin azim.
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
یَوۡمَ یَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِینَ
Yevme yekumun nasu li rabbil alemin.
O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.
كَلَّاۤ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلۡفُجَّارِ لَفِی سِجِّینࣲ
Kella inne kitabel fuccari le fi siccin.
Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا سِجِّینࣱ
Ve ma edrake ma siccin.
Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?
كِتَـٰبࣱ مَّرۡقُومࣱ
Kitabun merkum.
O, yazılmış bir kitaptır.
وَیۡلࣱ یَوۡمَىِٕذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِینَ
Veylun yevmeizin lil mukezzibin.
Yalanlayanların o gün vay haline!
ٱلَّذِینَ یُكَذِّبُونَ بِیَوۡمِ ٱلدِّینِ
Ellezine yukezzibune bi yevmiddin.
Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.
وَمَا یُكَذِّبُ بِهِۦۤ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِیمٍ
Ve ma yukezzıbu bihi illa kullu mu'tedin esim.
Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَیۡهِ ءَایَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِیرُ ٱلۡأَوَّلِینَ
İza tutla aleyhi ayatuna kale esatirul evvelin.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.
كَلَّاۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ یَكۡسِبُونَ
Kella bel rane ala kulubihim ma kanu yeksibun.
Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.
كَلَّاۤ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ یَوۡمَىِٕذࣲ لَّمَحۡجُوبُونَ
Kella innehum an rabbihim yevmeizin le mahcubun.
Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.
ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُوا۟ ٱلۡجَحِیمِ
Summe innehum le salul cahim.
Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.
ثُمَّ یُقَالُ هَـٰذَا ٱلَّذِی كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Summe yukalu hazellezi kuntum bihi tukezzibun.
Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.
كَلَّاۤ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلۡأَبۡرَارِ لَفِی عِلِّیِّینَ
Kella inne kitabel ebrari lefi illiyyin.
Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.
وَمَاۤ أَدۡرَىٰكَ مَا عِلِّیُّونَ
Ve ma edrake ma ılliyyun.
O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?
كِتَـٰبࣱ مَّرۡقُومࣱ
Kitabun merkum.
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
یَشۡهَدُهُ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
Yeşheduhul mukarrebun.
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِی نَعِیمٍ
İnnel ebrare le fi naim.
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
عَلَى ٱلۡأَرَاۤىِٕكِ یَنظُرُونَ
Alel eraiki yenzurun.
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
تَعۡرِفُ فِی وُجُوهِهِمۡ نَضۡرَةَ ٱلنَّعِیمِ
Ta'rifu fi vucuhihim nadraten naim.
Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.
یُسۡقَوۡنَ مِن رَّحِیقࣲ مَّخۡتُومٍ
Yuskavne min rahikın mahtum.
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
خِتَـٰمُهُۥ مِسۡكࣱۚ وَفِی ذَ ٰلِكَ فَلۡیَتَنَافَسِ ٱلۡمُتَنَـٰفِسُونَ
Hitamuhu misk. ve fi zalike fel yetenafesil mutenafisun.
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسۡنِیمٍ
Ve mizacuhu min tesnim.
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
عَیۡنࣰا یَشۡرَبُ بِهَا ٱلۡمُقَرَّبُونَ
Aynen yeşrebu bihel mukarrabun.
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
إِنَّ ٱلَّذِینَ أَجۡرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ یَضۡحَكُونَ
İnnellezine ecremu kanu minellezine amenu yadhakun.
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمۡ یَتَغَامَزُونَ
Ve iza merru bihim yetegamezune.
Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.
وَإِذَا ٱنقَلَبُوۤا۟ إِلَىٰۤ أَهۡلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِینَ
Ve izenkalebu ila ehlihimunkalebu fekihin.
Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.
وَإِذَا رَأَوۡهُمۡ قَالُوۤا۟ إِنَّ هَـٰۤؤُلَاۤءِ لَضَاۤلُّونَ
Ve iza reevhum kalu inne haulai ledallun.
İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.
وَمَاۤ أُرۡسِلُوا۟ عَلَیۡهِمۡ حَـٰفِظِینَ
Ve ma ursilu aleyhim hafızin.
Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
فَٱلۡیَوۡمَ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلۡكُفَّارِ یَضۡحَكُونَ
Felyevmellezine amenu minel kuffarı yadhakun.
Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.
عَلَى ٱلۡأَرَاۤىِٕكِ یَنظُرُونَ
Alel eraiki yanzurun.
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
هَلۡ ثُوِّبَ ٱلۡكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ یَفۡعَلُونَ
Hel suvvibel kuffaru ma kanu yef'alun.
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.