Kıyâme Suresi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Yükleniyor...
Sesli Dinle
Mishary Rashid AlafasyTam Sure
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
لَاۤ أُقۡسِمُ بِیَوۡمِ ٱلۡقِیَـٰمَةِ
La uksimu bi yevmil kıyameh.
Kıyamet gününe yemin ederim.
وَلَاۤ أُقۡسِمُ بِٱلنَّفۡسِ ٱللَّوَّامَةِ
Ve la uksimu bin nefsil levvameh.
Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.
أَیَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَلَّن نَّجۡمَعَ عِظَامَهُۥ
E yahsebul insanu ellen necmea ıza meh.
İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?
بَلَىٰ قَـٰدِرِینَ عَلَىٰۤ أَن نُّسَوِّیَ بَنَانَهُۥ
Bela kadirine ala en nusevviye bena neh.
Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.
بَلۡ یُرِیدُ ٱلۡإِنسَـٰنُ لِیَفۡجُرَ أَمَامَهُۥ
Bel yuridul insanu li yefcure emameh.
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
یَسۡـَٔلُ أَیَّانَ یَوۡمُ ٱلۡقِیَـٰمَةِ
Yes'elu eyyane yevmul kıyameh.
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
فَإِذَا بَرِقَ ٱلۡبَصَرُ
Fe iza berikal basar.
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
وَخَسَفَ ٱلۡقَمَرُ
Ve hasefel kamer.
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
وَجُمِعَ ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ
Ve cumiaş şemsu vel kamer.
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
یَقُولُ ٱلۡإِنسَـٰنُ یَوۡمَىِٕذٍ أَیۡنَ ٱلۡمَفَرُّ
Yekulul insanu yevme izin eynel meferr.
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
كَلَّا لَا وَزَرَ
Kella la vezer.
Hayır; hayır; bir sığınak yoktur.
إِلَىٰ رَبِّكَ یَوۡمَىِٕذٍ ٱلۡمُسۡتَقَرُّ
İla rabbike yevme izinil mustekar.
O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.
یُنَبَّؤُا۟ ٱلۡإِنسَـٰنُ یَوۡمَىِٕذِۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
Yunebbeul insanu yevme izin bima kaddeme ve ahhar.
O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.
بَلِ ٱلۡإِنسَـٰنُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ بَصِیرَةࣱ
Belil insanu ala nefsihi basireth.
Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
وَلَوۡ أَلۡقَىٰ مَعَاذِیرَهُۥ
Ve lev elka meazireh.
Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
لَا تُحَرِّكۡ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعۡجَلَ بِهِۦۤ
La tuharrik bihi lisaneke li ta'cele bihi.
Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.
إِنَّ عَلَیۡنَا جَمۡعَهُۥ وَقُرۡءَانَهُۥ
İnne aleyna cem'ahu ve kur'anehu.
Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.
فَإِذَا قَرَأۡنَـٰهُ فَٱتَّبِعۡ قُرۡءَانَهُۥ
Fe iza kara'nahu fettebi'kur'anehu.
Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.
ثُمَّ إِنَّ عَلَیۡنَا بَیَانَهُۥ
Summe inne aleyna beyanehu.
Sonra onu sana açıklamak Bize düşer.
كَلَّا بَلۡ تُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ
Kella bel tuhıbbunel acileh.
Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.
وَتَذَرُونَ ٱلۡـَٔاخِرَةَ
Ve tezerunel ahıreh.
Ahireti bırakırsınız.
وُجُوهࣱ یَوۡمَىِٕذࣲ نَّاضِرَةٌ
Vucuhun yevme izin nadıreh.
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةࣱ
İla rabbiha nazıreh.
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
وَوُجُوهࣱ یَوۡمَىِٕذِۭ بَاسِرَةࣱ
Ve vucuhun yevme izin basireth.
O gün bir takım yüzler de asıktır.
تَظُنُّ أَن یُفۡعَلَ بِهَا فَاقِرَةࣱ
Tezunnu en yuf'ale biha fakıreh.
Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.
كَلَّاۤ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِیَ
Kella iza belegatit terakıy.
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
وَقِیلَ مَنۡۜ رَاقࣲ
Ve kile men rak.
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلۡفِرَاقُ
Ve zanne ennehul firak.
Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.
وَٱلۡتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ
Velteffetis saku bis sak.
Bacaklar birbirine dolaşır.
إِلَىٰ رَبِّكَ یَوۡمَىِٕذٍ ٱلۡمَسَاقُ
İla rabbike yevme izinil mesak.
O gün sevk Rabbin huzurunadır.
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
Fe la saddeka ve la salla.
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
وَلَـٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
Ve lakin kezzebe ve tevella.
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰۤ أَهۡلِهِۦ یَتَمَطَّىٰۤ
Summe zehebe ila ehlihi yetemetta.
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰ
Evla leke fe evla.
Sana yazıklar olsun, yazıklar!
ثُمَّ أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰۤ
Summe evla leke fe evla.
Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!
أَیَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَن یُتۡرَكَ سُدًى
E yahsebul'insanu en yutreke suda.
İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?
أَلَمۡ یَكُ نُطۡفَةࣰ مِّن مَّنِیࣲّ یُمۡنَىٰ
E lem yeku nutfeten min meni yin yumna.
O, katılan bir meni damlası değil miydi?
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ
Summe kane alakaten fe halaka fe sevva.
Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti.
فَجَعَلَ مِنۡهُ ٱلزَّوۡجَیۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰۤ
Fe ceale minhuz zevceyniz zekere vel unsa.
Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı.
أَلَیۡسَ ذَ ٰلِكَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰۤ أَن یُحۡـِۧیَ ٱلۡمَوۡتَىٰ
E leyse zalike bi kadirin ala en yuhyiyel mevta.
Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter.