Nâziât Suresi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Yükleniyor...
Sesli Dinle
Mishary Rashid AlafasyTam Sure
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرۡقࣰا
Ven naziati garka.
Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,
وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشۡطࣰا
Ven naşitati neşta.
Canları kolaylıkla alanlara and olsun,
وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبۡحࣰا
Ves sabihati sebha.
Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,
فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبۡقࣰا
Fes sabikati sebka.
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
فَٱلۡمُدَبِّرَ ٰتِ أَمۡرࣰا
Fel mudebbirati emra.
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
یَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ
Yevme tercufur racifeh.
O gün bir sarsıntı sarsar.
تَتۡبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ
Tetbeuher radifeh.
Peşinden bir diğeri gelir.
قُلُوبࣱ یَوۡمَىِٕذࣲ وَاجِفَةٌ
Kulubun yevmeizin vacifeh.
O gün kalbler titrer.
أَبۡصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةࣱ
Ebsaruha haşiah.
İnsanların gözleri yere döner.
یَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرۡدُودُونَ فِی ٱلۡحَافِرَةِ
Yekulune e inna le merdudune fil hafireh.
Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"
أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمࣰا نَّخِرَةࣰ
E iza kunna izamen nahıreh.
"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"
قَالُوا۟ تِلۡكَ إِذࣰا كَرَّةٌ خَاسِرَةࣱ
Kalu tilke izen kerretun hasireh.
Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."
فَإِنَّمَا هِیَ زَجۡرَةࣱ وَ ٰحِدَةࣱ
Fe innema hiye zecretun vahıdeh.
Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ
Fe iza hum bis sahireh.
Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِیثُ مُوسَىٰۤ
Hel etake hadisu musa.
Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?
إِذۡ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلۡوَادِ ٱلۡمُقَدَّسِ طُوًى
İz nadahu rabbuhu bil vadil mukaddesi tuva.
Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:
ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
İzheb ila fir'avne innehu taga.
"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."
فَقُلۡ هَل لَّكَ إِلَىٰۤ أَن تَزَكَّىٰ
Fe kul hel leke ila en tezekka.
"Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"
وَأَهۡدِیَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخۡشَىٰ
Ve ehdiyeke ila rabbike fe tahşa.
"Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."
فَأَرَىٰهُ ٱلۡـَٔایَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰ
Fe erahul ayetel kubra.
Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ
Fe kezzebe ve asa.
Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.
ثُمَّ أَدۡبَرَ یَسۡعَىٰ
Summe edbere yes'a.
Geri dönüp yürüdü.
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ
Fehaşere fe nada.
Adamlarını toplayıp seslendi:
فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلۡأَعۡلَىٰ
Fe kale ene rabbukumul a'la.
"Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.
فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلۡـَٔاخِرَةِ وَٱلۡأُولَىٰۤ
Fe ehazehullahu nekalel ahıreti vel ula.
Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.
إِنَّ فِی ذَ ٰلِكَ لَعِبۡرَةࣰ لِّمَن یَخۡشَىٰۤ
İnne fi zalike le ıbreten li men yahşa.
Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.
ءَأَنتُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَمِ ٱلسَّمَاۤءُۚ بَنَىٰهَا
E entum eşeddu halkan emis sema', benaha.
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
رَفَعَ سَمۡكَهَا فَسَوَّىٰهَا
Refea semkeha fe sevvaha.
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
وَأَغۡطَشَ لَیۡلَهَا وَأَخۡرَجَ ضُحَىٰهَا
Ve agtaşe leyleha ve ahrece duhaha.
Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
وَٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ ذَ ٰلِكَ دَحَىٰهَاۤ
Vel arda ba'de zalike dehaha.
Ardından yeri düzenlemiştir.
أَخۡرَجَ مِنۡهَا مَاۤءَهَا وَمَرۡعَىٰهَا
Ahrece minha maeha ve mer'aha.
Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.
وَٱلۡجِبَالَ أَرۡسَىٰهَا
Vel cibale ersaha.
Dağları yerleştirmiştir.
مَتَـٰعࣰا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَـٰمِكُمۡ
Metaan lekum ve li en amikum.
Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.
فَإِذَا جَاۤءَتِ ٱلطَّاۤمَّةُ ٱلۡكُبۡرَىٰ
Fe iza caetit tammetul kubra.
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
یَوۡمَ یَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَـٰنُ مَا سَعَىٰ
Yevme yetezekkerul insanu ma sea.
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِیمُ لِمَن یَرَىٰ
Ve burrizetil cahimu li men yera.
Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.
فَأَمَّا مَن طَغَىٰ
Fe emma men taga.
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
وَءَاثَرَ ٱلۡحَیَوٰةَ ٱلدُّنۡیَا
Ve aserel hayated dunya.
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
فَإِنَّ ٱلۡجَحِیمَ هِیَ ٱلۡمَأۡوَىٰ
Fe innel cahime hiyel me'va.
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
وَأَمَّا مَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفۡسَ عَنِ ٱلۡهَوَىٰ
Ve emma men hafe makame rabbihi ve nehennefse anil heva.
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.
فَإِنَّ ٱلۡجَنَّةَ هِیَ ٱلۡمَأۡوَىٰ
Fe innel cennete hiyel me'va.
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.
یَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَیَّانَ مُرۡسَىٰهَا
Yes'eluneke anis saati eyyane mursaha.
Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.
فِیمَ أَنتَ مِن ذِكۡرَىٰهَاۤ
Fime ente min zikraha.
Nerde senden onu anlatması?
إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَاۤ
İla rabbike muntehaha.
Onun bilgisi Rabbine aittir.
إِنَّمَاۤ أَنتَ مُنذِرُ مَن یَخۡشَىٰهَا
İnnema ente munziru men yahşaha.
Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.
كَأَنَّهُمۡ یَوۡمَ یَرَوۡنَهَا لَمۡ یَلۡبَثُوۤا۟ إِلَّا عَشِیَّةً أَوۡ ضُحَىٰهَا
Ke ennehum yevme yerevneha lem yelbesu illa aşiyyeten ev duhaha.
Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.